Menu

ROMA Cumhuriyeti ve Köle İsyanları Spartacus 1. Kısım

⏱ 9 dakikada okuyabilirsiniz.

ROMA Cumhuriyeti ve Köle İsyanları Spartacus 1. Kısım

Köle isyanlarına koşut olarak, özgür halkın kentli ve kırlı aşağı katmanlarının hareketi boyutları artarak gelişiyordu. Bu demokratik ya da Roma’da söylendiği gibi “Populares” hareketi, II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren canlanan, III. yüzyılın ikinci yarısının köylü hareketinin bir devamıydı. En başta demokratik hareketin nedenleri –köylü sınıfının bütün hızıyla süren topraksızlaşması ve “kent plebi”nin sefil yaşamı– bu uyanışa katkıda bulunuyordu, ama verdikleri örnekle özgür halk yığınlarını kendi isteklerini daha etkili bir biçimde desteklemeye kışkırtan köle hareketinin gelişmeleri de bu harekette önemli bir rol oynamış olmalılar. Zalimce yakılıp yıkılan Sicilya eyaletinin Roma’nın tahıl ambarı olma niteliğini bir süre yitirmesi ve dolayısıyla buğdayın pahalanmasına yol açması nedeniyle, Sicilya ayaklanması demokratik hareketin hızlanmasını ancak dolaylı yoldan etkileyebildi. Sonuç olarak, bir yandan kentli kitlelerin yaşam koşullarının daha da ağırlaştığı, bir yandan da topraksızlaşmış olan köylülerin topraklarını tekrar ele geçirmek arzularının daha belirgin bir biçimde ortaya çıktığı görüldü. Böylece, geçim gereçleri sorunu ve tarım sorunu, ikisi birden, olağanüstü bir önem ve güncellik kazandı.
Bu sorunlar, aynı zamanda, imparatorluğun ve eyaletlerin yönetimi sorunlarına bağlıydı. Bu nedenledir ki, 149 yılında, Halk Meclisi eyalet valilerinin “yetkilerini kötü kullanmalarıyla ilgili bir araştırma komisyonu”nun kurulmasını sağlayan bir yasayı kabul etti. On yıl sonra, 139 yılında, comitia’larda yazılı gizli oy kullanılması ilkesini getiren yasa kabul edildi.
Böylece geniş bir demokratik önlemler programı hazırlanıyordu. 130 yılından itibaren Forum özellikle canlandı: Kolonilerden ve uzak municipium’lardan (Roma’nın egemenliği altında kendi kendini yöneten kent) buraya akın akın insanlar geliyor, konuşmacılar toplantılarda ateşli söylevler çekiyor, bütün duvarlar hatta mezarlar bile halkın isteklerini daha cesaretle savunmaya çağıran yazılarla kaplanıyordu. Reform yandaşlarının birbirlerine yazdıkları mektupların (örneğin, Gracchus’lerin annesi Cornelia’nın mektuplarını biliyoruz

Roma cumhuriyeti, bu kez bütün İtalya’ya yayılan ve Spartacus tarafından yönetilen yeni ve büyük bir köle ayaklanmasıyla sarsıldı .Spartacus, bundan iki bin yıl önce, köle ayaklanmalarının en büyüklerinden birinin en önemli kahramanlarından biri oldu. Tamamen köleciliğe dayalı ve çok güçlü görünen Roma imparatorluğu birkaç yıl, Spartacus’un yönetiminde ve büyük bir ordu halinde silahlanıp toplanan büyük bir köle isyanı tarafından temellerinden sarsıldı. Bu hareketin gücünün ve niteliğinin bilincinde olan İlkçağ tarihçileri ona genel olarak “kölelerin savaşı” (bellum servile) ya da “Spartacus savaşı” adını vermektedirler ve Eutropius “belki de Hannibal savaşı kadar güç bir savaş” olduğunu yazmaktadır. Olaydan otuz yıl sonra Sallustius’un Tarih’inde yer alan ayrıntılı öykülemeden, ne yazık ki günümüze birkaç önemsiz parça ulaşmış bulunuyor. Titus Livius’un bu ayaklanmaya ayırdığı üç kitap (95, 96, 97), aynı şekilde, kayıp durumda. Belli başlı bilgi kaynaklarımızı, plutarkhos’un Crassus’un Yaşamı’nda (8-11 bölümler) ve Appianos’un ç savaşlar’ında (1, 116-120) yer alan birkaç kısa bölüm oluşturmaktadır. Bu da toplam olarak, Sicilya’daki köle ayaklanmalarıyla ilgili olarak Diodoros’tan öğrendiklerimizden pek fazla değildir. Bu bilgilere, Titus Livius’un 96 ve 97. kitaplarının özetlerinde ve Florius, Eutropius, Orosius ve öteki yazarların yapıtlarında yer alan birkaç dağınık cümleyi ekleyebiliriz. Elimizde bu olaylara ilişkin tek bir yazıt bulunmaktadır. Yalnızca, son zamanlarda pompeii’de bulunan bir fresk, Spartacus’u Romalılara karşı yaptığı savaşta at üzerinde göstermektedir (en azından, bu freskin Spartacus’u temsil ettiği varsıyalmaktadır) Genel olarak bütün köle ayaklanmalarında olduğu gibi, ayaklanma bir komployla başladı, ama bu kez asiler silah kullanmayı biliyorlardı: Capua’daki bir okulun gladyatörleriydiler. 

plutarkhos’a göre komploya katılan 200 kişiden yalnızca 74’ü kaçmayı başardı. Mutfak bıçağı, şiş, sopa, daha sonra da bir rastlantı sonucu bir kafilede ele geçirdikleri ve savaşa pek elverişli olmayan gladyatör silahlarıyla donanmış asiler, Vezüv’ün ulaşılmaz yamaçlarına gizlice sığındılar. Ama o dönem için son derece doğal ve başlangıçta yerel bir hareket olan bu olayı güvenlik kuvvetleri bastırmakta güçlük çektiler. Toplumsal savaşın ve Sulla, pompeius, Lucullus’un seferlerinin sonucu olarak İtalya’ya her zamankinden çok köle yığılmış durumdaydı; zorlu savaşlardan sonra tutsak edilen bu İtalyan, Thrak, Galat ve Grek asiler, Roma’ya olan kinlerini ve askerlik bilgilerini koruyorlardı. Kaçakların Thrak kökenli önderi Spartacus da bu durumdaydı. “Daha önce bir lejyonda (Mithridates’in birliklerinde) hizmet görmüş ve tutsak düşüp köle olarak satılmıştı “büyük vücut gücüne ve olağanüstü cesaretine, bir Barbar’dan çok bir Grek’e yaraşan tedbirlilik ve yumuşaklık eklenmişti” Küçük Asya’nın savaşçı ve boyun eğmez halkı Gallialılardan (Galatlar) olan ayaklanmanın öteki iki önderi Oenomaos ve Crixus da, Sulla’ya karşı yaptığı savaşta Mithridates’in ordusunda çarpışmışlardı. Aynı türden birçok insan kısa zamanda ayaklanma çekirdeğine coşkuyla katıldı ve Spartacus’un Vezüv’de kısa bir süre sonra yedi bin kişilik bir birliği oluştu. Plutarkhos bunların arasında kadınların ve özellikle, Spartacus’un kendi ulusundan olan karısının bulunduğu ileri sürmektedir.
Aynı zamanda, İtalya ve özellikle toplumsal savaş ve iç savaşın, Sulla’nın zoralımlarının (müsaderelerinin) yerle bir ettiği, İtalyan ayaklanmasının önderlerinin, daha sonra da halkçı parti liderlerinin kölelere yaptığı özgürlük çağrılarıyla alt-üst olmuş Campania’nın özgür halkının içinde bulunduğu ruhsal durumu da hesaba katmak gerekmektedir.

Bu iç savaşlarda, her iki taraf da saflarında tamamen kölelerden oluşan birliklere yer vermişti; eskiden köleleri aşağı sınıfların özgür insanlarından ayıran uçurum önemli ölçüde daralmıştı. Bu nedenle, özgür konumlu yoksul köylülerin harekete katıldığını söyleyen Appianos’un yazdıklarına ve yerel milislerin asilere karşı savaşmak istemediklerini belirten Sallustius’un açıklamasına inanmak gerekmektedir: Bazıları “kaçıyor ve kesin buyruklara karşın hiç kimse bayrak altında toplanmıyordu; geri kalanlar ise hizmet etmeyi alçakça reddediyordu” Hareket böylece büyük boyutlar kazandı ve Spartacus düşmanlarına ağır darbeler indirmeyi, hatta praetor Claudius, Varinius ve Roma’dan gönderilen yardımcılarının komuta ettiği yerel milisleri birkaç kez bozguna uğratmayı başardı. Yardımcılardan Cossinius öldü. praetorlar, ordugâhlarının, lictorlarının, savaş atlarının, Roma birliklerinin geri hatlarına birden baskın yapan ve her türlü savaş hilesine başvuran asilerin eline geçtiğini gördüler. Ama Spartacus, önemli bir ordunun başında, harekete geçmek üzere güney İtalya’daki Campania’dan hayvancılık bölgeleri Lucania ve Bruttium’a geçtiği ve burada “hepsi savaşçı ve atılgan” çoban köleler kitle halinde saflarına katıldığı zaman ayaklanma gerçek boyutlarına ulaştı. Appianos’un değerlendirmesine göre, daha o zaman, 70.000 kişilik gerçek bir ordu oluşturmayı başarmıştı. Tarentum körfezi üzerindeki Matepontum’dan Bruttium’un ortasındaki Consentia’ya kadar uzanan geniş topraklar asilerin eline geçmiş bulunuyordu Thrutium kentinin en önemli birleşme noktaları haline geldiğini ve savaşı sürdürmek için burada büyük hazırlıklara giriştiklerini anlatan Appianos’tan kalan parça bu dönemle ilgilidir. “Thrurium’un yakınlarındaki dağları ele geçirdi; kenti de ele aldı. Tüccarların altın ve gümüşten mallar getirip satmalarını, kendi adamlarının da bunları almalarını yasakladı. Yalnızca, yüksek fiyat ödeyerek demir ve tunç satın alıyorlardı ve bunları getirenleri çok iyi karşılıyorlardı. Böylece kendilerine gerekli olan şeyleri sağladılar; silah bakımından iyi donanmışlardı,

iki tarafta da komşu halklara da akınlar düzenliyorlardı. Nihayet Roma lejyonlarıyla kapıştılar ve bunları bozguna uğrattılar ve zengin ganimetler ele geçirdiler.”
Sulla yönetiminin güçsüzlüğü ve ihmali sayesinde, Spartacus bütün MÖ 73 yılını hazırlıklarla geçirdi. Birliklerini silahlandırmakla yetinmeyip onları disiplin altına almaya çalışıyordu. Ganimet eşit olarak paylaşılıyordu, altın ve gümüş kullanılması yasaklanmıştı. Sallustius, “vücut ve ruh gücü bakımından” büyük Spartacus’un “Roma’nın askerî disiplininin yabanıl ve insanlık dışı yöntemleri yerine, inandırma yolunu tercih etmesi” karşısında şaşkınlığını gizlemektedir.
Aynı tarihçi, örneğin, Spartacus’un köylerin alınışında kölelerin çok kan dökmelerinden kaygılandığını belirtmektedir. “Ülkeyi kendi malı gibi korumaları” buyruğunu vererek Athenion geleneğini sanki onurlandırıyordu. Ama bu konuda şefler arasında büyük farklar, hatta ayrılıklar vardı; Sallutius’a göre “harekât planları konusunda, köleler arasında bir iç savaş çıkmak üzereydi.” Kendi yurtlarında yağmanın alışıldık bir yöntem olduğu “Crixus ve soydaşları Gallialılar ve Germenler” ayrıldılar ve Gargano tepesi yakınlarındaki Apulia’da karargâh kurdular. Burada Romalılar tarafından sarıldılar ve kılıçtan geçirildiler. Devamı


Arkeoloji defterim

mehmet-aslan

Beğen  8
Yazar

Hobi olarak Antik dünya'ya merak salmış, ve Okumaktan Paylaşmaktan zevk alan biri olarak bu blogda antik dönemler hakkında bilgiler paylaşmaktayım. en çok merak saldığım uygarlık eski mısır uygarlığıdır Herkese keyifli okumalar dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorum (1)
120 1,058